Aslında elektronik müzikle kafayı kırmayanlar için çok itici bir genredir drum’n bass, ne efsane şarkılar dnb remixi kisvesi altında direk ctrl+del hışmına uğrayıp çöp kutusuna bile uğrayamadan son nefeslerini vermişlerdir. Ama durum bu sefer farklı biraz, öncelikle herhangi bir Daft Punk hitine öyle kuru kuru efsane deyip geçmek olmaz, ayrıca bu durum üzerine kafa yoran adam da Sub Focus adıyla çalışıp çırpınan Nick Douwma (hem de ingiliz – credits for memot) olunca tekrar durup düşünmekte fayda var. DNB kendi başına vodka gibi kimine çok tat vermese de bu sefer white russian misali pek tadılası olmuş, görseli de cabası.
Burdan körpe zihinleri de kıyı kıyı etkileme çabasındayım o yüzden dikkatinizi çekiyorum sadece bir şarkı değil koca bir albümü yanında bir bardak soğuk kolayla masanıza servis ediyorum. afiyet bal şeker…
RAPID LINK
saim ibisevic
Labels:
Daft Punk,
Drum'n Bass,
Rock It,
saim ibisevic,
Sub Focus
Cumartesi gecesi, uzun zamandır gerçekleştirmediğim ya da bazılarının iddiasına göre gerçekleştirip hatırlamadığım bir ritüel için caddebostan barlar sokağındakı Kıraca adlı restorana gitme kararı verdik caner adlı arkadaşla ve yarimle. ŞölYe felekten bir rakı balık... Her zaman rezervasyonsuz gittiğimiz mekan, kapıda rezervasyon var mıydı ayağı çekince az buçuk bozuldu(k)m. Elleh'ten sigara içilmiyen kısımda yer yarattılar bizim içinde, buyur ettik oturduk. Mezeci geldi, söyledik mezelerimizi (deniz börülcesi olmayan balıkçı da görmüş oldum), sıra rakı seçmeye geldi. Caner kişisi ne kadar efe rakıcısıysa ben de o kadar Tekirdağ’cıyımdır (babadan böyle gördük). Zaten genelde 2 dubleden sonra hangi rakının iyi olduğu tartışması açılır, 3 dublede susulur rakının tadına varılır tekrardan. Neyse konuyu dağıttım. Garsona sordum fiyatlarınız nedir Yeni Rakı y lira derken Tekirdağ rakisi y+2 lira dedi. Baktım Efe rakısını saymıyor delikanlı gibi hemen çek bir Tekirdağ dedim adam tamam dedi gitti. 3-5 dakika sonra başka bir garson geldi. Geçen konuşmayı aynen yazıyorum
Garson: Malesef Tekirdağ Rakısı veremiyeceğim size.
Ben: Niçin
Garson: Tekirdağ Rakısı üretimden kalktı.
Biz: Yani yok mu sizde ?
Garson: Hayır Tekirdağ Rakısı üretimden kalktı.
Yarim: Yani sizde kalmadımı bunu mu söylemeye çalışıyorsunuz?
Garson: Hayır Tekirdağ rakısı üretimden kalktı , ve evet bizde de kalmadı.
* Bu noktada adam herhalde bütün gün çalışmaktan beyin amcıklaması geçiriyor, çok zorlamayayım, verdiği cevaplar benim Türkçe'mden bile kötü diye düşündüm.En sonunda neyse napalım bize Yeni Rakı getir dedik, adam gitti. Bizimkilerin suratına baktım hiçbir şey olmamış gibi duruyorlar. Fakat benim içinde derin bir hüzün var, daha 2 gün önce konuştuğum arkadaşın trafik kazasında öldü olduğu haberini almış gibi sersemlemiş durumdayım. Flashback yapmaya çalışıyorum, daha 1 hafta önce markette Tekirdağ altın serisi rakılarını gördüm. Bir anda nasıl kapandı koskoca Tekirdağ. Bu düşüncelerimi bizimkilere söyleme çalışıyorum ama saçmalamaktan öteye geçemiyorum, bu sefer beyin amcıklaması sırası bende. Neyse ben böyle pepelerken, üstünde Tekirdağ Rakısı poları olan 3. bir adam yanımıza geliyor. Arkadaşlar Tekirdağ Rakısı üretimden kalktı dedikten sonra tepkilerinizi merak ettiğimiz için sizi gizli kameraya çektik, eğer izin verirseniz bu görüntüleri web sitemizde yayınlamak istiyoruz - karşılığındada bu rakıyı size armağan etmek istiyoruz dedi ve bir tane küçüğü masaya bıraktı. 8 yaşında commodore 64 alınmış çocuk kadar mutlu oldum. Gerçek aşk bu işte..
. 
Labels:
demir ibisevic,
Tekirdağ Rakısı
….
Hakkaniyeti zayıf ama keyfi bol, ilim irfanıma mesafesi en yakın arkadaşım Demir’in girizgahıyla adeta Yusuf Şimşek misali taze bir başlangıç yaptık blog diyarına. Ama kendimi sona sakladım ki, mideye oturmadan yenen iskender üstüne künefe ve aliminyum kapaklı cam şişede su keyfi yaşatabileyim.
14-14 devam eden Roddick- Federer finalinin son anlarını anlatmak için mikrofonu devralır gibi hissettim kendimi Dwight Schrute - Michael Scott rekabetine kaldığı yerden devam ederken. Aslında o maçta da Roddick, 1 oyun fazla almasına rağmen şampiyonluğu Federer’e kaptırmıştı; Schrute-Scott liginde de benzer bir durum söz konusu. Michael her ne kadar daha aktif gözükse de çizgiye paralel backhandler hep Dwight’dan gelmekte. Bu sebeplerden dolayı Demir’in izniyle kaldığımız yerden devam ediyorum:
5- Topluluk Önünde Konuşma:
“Conference room X minutes” çağrısından sonra hezimet beklentisi gerçekten bir ritüel haline gelmiş durumda, Michael Scott’ ın 15-20 kişilik personeline yüzeysel konulardan bahsederken bile ne kadar aciz kaldığını herkes biliyor. Improv derslerinde saatlerini harcamasına ve önceden hazırladığı konuşma kartlarına rağmen beklenmedik bir durumla karşılaştığında gerçek bir zavallı durumunda; öbür tarafta ise Dwight’ın “sales conference”da iş arkadaşlarına yaşattığı çoşkunun haddi hesabı yok.
6- Centilmınz Duruşu Bonusu:
Kriterlerde biraz daha detaya inecek olursak beklenmedik olaylar karşısında çaresiz kalmaması(Jim’i Roy’dan kurtarması), her duruma uygun bir alternatif planın olması, zor koşullara ayak uydurabilmesi (Michael survivora özenirken onu zehirli mantar yemekten kurtarması), ayrıca eski kız arkadaşı Angela’nın Andy ile olan hoşbeşine muazzam bir sabır göstermesi gibi sebeplerden dolayı Centilmınz Duruşu Bonusu’nu da Dwight’a layık görüyorum. Zaten Dwight da bu güçlü duruşunun farkında ve kendini şu şekilde ifade ediyor;
"When my mother was pregnant with me, they did an ultrasound and found she was having twins. when they did another ultrasound a few weeks later, they discovered, that i had resorbed the other fetus. do i regret this? No, i believe his tissue has made me stronger. I now have the strength of a grown man and a little baby."
| Kriter | Michael Scott | Dwight Schrute |
| Kızlar | 2 | 3 |
| Sozler | 5 | 5 |
| Kendini Begenmislik | 3 | 5 |
| Taklit | 4 | 1 |
| Hitabet | 0 | 1 |
Centilminz Bonus
| 0 | 1 |
| Toplam | 14 | 16 |
Skorlar tanıdık peki ya yüzler:

saim ibisevic
Labels:
Andy Roddick,
Dwight Schrute,
Michael Scott,
Roger Federer,
saim ibisevic,
The Office

Saim kardeşimle bu blogu kurma kararını vermemiz yaklaşık 2 ay aldı (yaşasın Türk bürokrasisi). Daha sonra isim bulma title bulma vs… gibi sorunlar önümüze çıktı. Günler boyu mailleşmeler ( 56 mail per day) sonucunda Hanna-Barbarları açılımında karar kıldık. Vatanımıza milletimize hayırlı olması dileğiyle.
Bu küçük blog'a giriş cümlesinden sonra asıl konuma geri dönebilirim. Çok klişe bir giriş yapmayı planlıyorum. İnsanın içinde olan bir histir karşılaştırma yapmak gibi mesela. Dizilerde hayatlarımıza girdikçe insanlar bunlarında karşılaştırmasına başlamıştır gerek diziler olsun gerek karakterler olsun.
Madem Office konumuz biraz komedi dizisi tarihine girmeye sakınca görmüyorum. ( Merak etmeyenler diğer paragraftan devam edebilirler). Bildiğim ya da türkiyeye ilk ulaşan tartışma Homer Simpson vs. Al Bundy’dir. Çoğu kez tartışılmıştır hangisi hangisinden etkilenmiştir diye. Biraz daha günümüze yaklaşırsak 2. generasyon sitcomlardaki en büyük tartışma Geogre Costanza’mıdır yoksa Cosmo Kramer midir? (Tabiki Costanza’da neyse ayrı bir yazı konusu o) Dizi biteli yıllar oluyor hala tartışılır en azından yakın arkadaşım Caner’le sıkıldıkça bu konuyu açarız. Sonra yine karar verilmez ve bidaha ki sefere kadar konunun üstü kapatılır.
Gelelim 3.generasyon komedi dizilerinden olan Office’in 2 büyük karakterine. Bu karşılaştırmayı şimdilik 4 kriterde 5 tam puan üstünden yaptım. Yazı dizisinin en sonunda kazananı görebilirsiniz. Her bölümde yaratılıcaktan çok kim bu konuda daha çok eğlendiriyor/güldürüyor kriterini göz önünde tuttum.
1. Karşı cinsiyetle münasebet. Bu konuda Michael Scott ezici bir üstünlüğü var. Gerek Jan’la olan ilişkisi gerek Holly ile oluşturduğu süper ikili puanlarına puan katarken aynı şeyi dwight için söyleyemiyoruz. Sen 3 sezon Angela‘yı bekle hiç birşey aranızda dönmesin. Sonra Andy’e kaptır. Kaçamak yaşa.. İnanilmaz diziden sıkıldığım dakikalardı. Yalnız Dwight’ın tek gecelik ilişkilerine değinmeden konuyu kapatmak yanlış olur. Sezar’ın hakkı sezara…
2. Dizi süresince edilen özlü sözler. İşte bu konuda karar vermek inanilmaz zorladı beni. En sonunda iki karakterininde en iyi 5 sözünü yazıp onların üstünden değerlendirmeye karar verdim(bunlara karar vermem bile yarım saat sürdü).
Micheal Scott
- New York, New York. The city so nice, they named it twice. Manhattan is the other name.
- I saved a life... my own. Am I a hero? I can’t really say, but... yes.
- That’s what she said…
- Fool me once, that’s strike one. Fool me twice that’s strike three.
- Yes, it is true... I, Michael Scott am signing up with an online dating service. Thousands of people have done it and I am going to do it. I need a username and... I have a great one. Little Kid Lover. That way people will know exactly where my priorities are at.
Dwight Schrute
- I recently signed up for Second Life about a year ago. Back then, my life was so great I literally wanted a second one. Absolutely everything was same… Except I could fly.
- I am not a security threat, and my middle name is Kurt, not Fart.
- D.W.I.G.H.T – Determined, Worker, Intense, Good worker, Hard worker, Terrific
- Identity theft is not a joke, Jim! Millions of families suffer every year!
- Schrute Farms, guten tag! How may I help you. Yes we have availability on those nights. How many in your party? Oh no, I’m sorry…no king beds. No queen either. Well, we make our own mattresses that don’t conform to the usual sizes. Closest would be twin. Thank you so much for calling. Call back again, auf wiedersehen.
İkiside efsane fazla söze gerek yok. Yazarların ellerinden öpmek lazım.
3. Kendini Beğenmişlik
Sanırım bu konuda yine maksimum yapmış durumdalar. Dwight’ın kendi soyunu övmesine Michael’ın başkalarının üstünden kendine pay çıkarması (Özellikle Dwight’ın ödül aldığı bölümde konuşmasını ben ona ben öğrettim, alkışlayanlar aslında beni alkışlıyorlar demesi üzerine tanımam). İkisininde kendilerini herkesten üstün görmeleri… Karar veremedim hmmss…
4. Taklit Yetenekleri
Burda puanlamaları yaparken Dwight’in Jim taklidi ve Michael’ın Mike Tyson ve Prison Mike taklitlerini dikkate aldım. Görüntüler aşağıda…
Dwight- Jim kapışması
Şu andaki puan durumu:
| Kriter | Michael Scott | Dwight Schrute |
| Kızlar | 2 | 3 |
| Sozler | 5 | 5 |
| Kendini Begenmislik | 3 | 5 |
| Taklit | 4 | 1 |
| Toplam | 14 | 14 |
devamı pek yakında …
demir ibisevic
Labels:
demir ibisevic,
Dwight Schrute,
Michael Scott,
The Office