Festivallere Devam
Saim kardeşim rejiden uyardı. Kurukahveci Mehmet Efendi, "isponsor" olmak istiyormuş.
Son dakika
Demir
0
comments
Labels:
demir ibisevic,
keremcem,
Museki
|
Buraya kadar açıklanan festivallerden bahsettikten sonra, şimdide haziran ayındaki beklentilerimle devam ediyorum.
22-23 Haziran Efes One Love. 2 günlük kombine 100 tl dersek abartmamış oluruz. 415 TL. (Küçük esnaf kredisine 5 kala.)
Bitti mi?
Bitmedi...
Kulislerde konuşulan, bomba haberi en sona sakladım. Sahnelere uzun bir ara verdikten (malum nedenlerden!) sonra artık büyük geri dönüşün vakti gelmişti.
0
comments
Labels:
demir ibisevic,
festival,
keremcem,
Museki
|
“Arguably the greatest pop culture year of the decade, and maybe ever!”
VH1
Şimdi VH1’ı yerlere göklere sığdıramamak değil olay ama adamların 1984 hakkında güzel bir noktaya değinmiş olmaları da bir gerçek. Postmillenium insanının yaşamını şekillendirmesinde büyük katkıları olan bu blogun kurucusu olan über 2 şahsiyetin doğum yıllarına tekabül etmesi bile 1984 yılını mükemmel bir yıl yaparken, gerçekleşen diğer doğaüstü olayların 80ler temasının şekillenmesinde 84’ün ne kadar fantastik bir yere sahip olduğu gerçeğini nesilden nesile aktarmak hepimizin öncelikli görevleri arasında yer almalı.
Belli başlı adamlar her yıl bir şarkı bir film bir skandalla ortaya çıkıyor orası da ayrı mevzu ama her alanda bariz bir yoğunlaşma nedense 84’e nasip olmuş. Müziğe kanalize olarak başlamak gereksinimi hissettim, 80’s bu ara gereksiz bir moda haline dönüştü zaten çoğu şarkı overplay kontenjanından bende büyük bir bıkkınlık yarattı. Hal böyle olunca genel geçer zevklere göre değil de kendi yarattığım filtreye göre 84’ün en iyileri seçtim.
Stevie Wonder - I Just Called To Say I Love You
Aslında derdim bir sıralama yapmak değil ama Stevie Wonder’ı birinci sıraya koymak için bazı özel sebeplerim var. Her ne kadar I Just Called To Say I Love You ‘ nun o zamanlar esamesi okunmasada, içinde Past Time Paradise bulunan “Songs In The Key Of Life” albümünün 2*LP formatını almaya karar verir annem babama doğum günü hediyesi olarak. Tabi evlenmeden önceki öğrencilik yıllarına denk geldiği ve 2*LP biraz pahalı olduğu için annem ancak babamdan biraz borç alarak denkleştirebilir hediyesinin parasını, hem de uzunca bir süre durumu farkettirmeden.
Daryl Hall & John Oates - Out Of Touch
Laura Branigan - Self Control
Duran Duran - The Wild Boys
Miami Sound Machine - Dr Beat
Queen - I Want To Break Free
Michael Jackson & Paul McCartney - Say Say Say
Van Halen - Jump
Yes - Owner Of A Lonely Heart
Ray Parker, Jr - Ghostbusters
Nena - 99 Luftballons
Corey Hart - Sunglasses At Night
Bronski Beat - Smalltown Boy
“Eee abi bu şarkıyı nasıl kaçırırsın?” diyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmaktan üzüntü duyarım ama Like A Virgin ve Forever Young sadece şarkı olarak değil albüm olarak da oldukça başarılı oldukları için onları ayrı bir köşeye koyma ihtiyacı hissettim. Alphaville, Forever Young’dan Big in Japan, Sounds Like A Melody ve Forever Young gibi kalburüstü 3 tane hiti patlatıp, gençler bu da synth pop işte takılın demesi yine tahmin ettiğiniz gibi bu güzel yıla denk gelmiş. Hazır synth-popa değinmişken Pet Shop Boys’un sonradan birçok kere coverlancak single’ı West End Girls unutmamak gerekir. Ayrıca Depeche Mode Singles 81-85 den bildiğimiz Blasphemous Rumours, Master And Servant, People Are People gibi şarkılar 1984 tarihli Depeche Mode albümü Some Great Reward’dan çıkan single’lardır.
“Scratch The Movie” de turntablismin popüler olarak doğuşuna denk geldiği söylenen video da Herbie Hancock’un 1984 Grammy Awards(Michael Jackson‘un Thriller sayesinde ne varsa silip süpürdüğü senedir ayrıca :) da gösterdiği mükemmel performanstır. Aslında performansa konu olan şarkı Rock It her ne kadar 82 de kaydedilip 83 de piyasaya sürülmüş olsa da kült haline gelen performanslar serisi 1984’e tekabül ediyor, zaten bu sayede en iyi konsept ve en iyi özel efekt dallarının da içinde bulunduğu toplam 5 dalda 1984 MTV müzik ödüllerine layık görülüyor.
Pop kültüründe duayen yıl diye başlamama rağmen dayanamadım yine lafı Metallica’ya getirdim ne kuruluş yılıdır 84 ne de ilk albümlerini yayınladıkları yıldır ama Black Metal’in babaları Venom’la turneye çıktıktan sonra Lars Ulrich’in memleketi Danimarka’ da bulunan Sweet Silence(isimdeki ironi gerçekten kayda değer) Stüdyoları’nda Kill’em All dan daha heavy, Master of Puppets dan daha trash olan malum mavi kapaklı Ride The Lightning albümünü yayınladıkları yıla denk gelir. Bir de aynı albümün Fransa’da yanlışlıkla yeşil olarak basılmış bir serisi vardır ki, koleksiyoncular için gerçekten değerlidir. Iron Maiden, Dio, Twisted Sister,Judas Priest, Mercyful Fate gibi o biçim grupların da boş geçmediği senedir. Ama biri çıkıp da “abicim Mercyful Fate’in boş geçtiği seneleri sayar mısın?” diye sorsa elim ayağıma dolanır susar kalırım… şaka lan şaka cevabı çok basit “King Diamond’un boş geçmediği senelerdir” der sıyrılırım işin içinden.
Herşey müzikten de ibaret değil, görsel açıdan da bir bolluk bir söz konusu. Transformers’ın 4 sezon sürecek çizgi filmi bu sene yayınlanmaya başlanmış, sırtımıza AEG elektrikli süpürgesini bağlayıp birbirimizi vakumlaya çalışmamıza vesile olmuş Ghostbusters serisinin ilki bu yine 1984’de gösterime girmiştir. Ayrıca şöyle bir şey var ki Megan Fox odaklı Transformers filmleri, okuldan gelince tv de seyredilen çizgi filmlerinin yarattığı etki ve heyecandan baya yoksundur ben gözümde.
Son yıllarda marketing patlaması yaşayan Apple’da bu hünerini 84 de keşfetmeye başlamış. Superbowl yayının devre arasında ( bu superbowl devre arası da ayrı bir yazı konusudur) “on april 24 apple computer will introduce macintosh, and you will see why 1984 won't be like 1984” sloganıyla ve George Orwell romanına uyarlanmış “1984” filminden alınan ilhamla Macintosh’u duyurmuştur.
Ucundan köşesinden de olsa 84’ün bir havasını koklamışlığım var , belki olan bitenden pek haberim yoktu birkaç aylıkken ama orda olmanın artizliği yeter çok afedersiniz.
saim ibisevic
2
comments
Labels:
80's,
Museki,
pop,
TV
|

0
comments
Labels:
demir ibisevic,
game
|